Atari salonlarına gitmek, aileden aldığımız paralar ile jeton almak, okul kantinlerinde meybuz yemek, liseye gitme hayalleri, internet kafeye zorla girme çabaları, çivili tahtada futbol oynamak, binalardan kumların üstüne atlamalar, taso oynamak ve biriktirmek, futbolcu kartları depolamak ki buna gazoz kapaklarıda dahil. Sokaktan geçen kasalı araçların arkaları takılıp gezdiğini sanmak. Kur’an kursuna gitmek. Kısacası her şeyi sokakta yaşamak…
Biz o kadar teknoloji ile içiçe değildik. Kimin evinde bilgisayar vadı ki? Atarimiz vardı. Mario filan oynanırdı. O kadar zevkle oynanırdı ki “aman bu çocuğun derslerini etkiler” diyerek o bile fazla görülüyordu. Aile bazen dışarı salmayınca evde hınzırlık peşinde koşardık. Kardeşlerle otobüscülük filan oynanırdı ki bazen o kadar çetin tartışmalar yaşanır, birbirine bağrılırdı ki dışarı salmayan aile bu sefer buna da haklı olarak kızar, sizde daha fazla sinirlenirdiniz. O dönemlerde çocuk olmanın en güzel yanları; adam gibi sokağa çıkabilen, istenildiği gibi mahalle maçları yapabilen son dönem olmamızdı. Doyasıya yaramazlık yapılır, çocuk başına İstanbul gezileri yapılmaya çalışılırdı. Ha bu dönemde ne oldu diyorsanız, bunlar çok azaldı. 3-4 yaşlarındaki bir çocuk artık bilgisayardan anlar, Formula 1 izler hale geldi. En süperi de 24 saat çizgi film izleyebilir hale gelmesi. O zamanlarda hatırlayabildiğim tek şey Kanal D çocuk Kulübü.
Bir de hayaller vardı tabii. Büyüyünce şunu olucam, bunu olucam demeler. Mesela benim okulumda Bilgisayar Mühendisliği meşhurdu. Ne sayısaldan anlardık, ne de üniversite sınavlarından. Olacağız derdik sadece. Aile durumlarından haberimiz yoktu. Çoğu şeyi 20 yaşında anladım. Annem, babam hakkında yaşadıklarını bilmediğim nice şeyler… O hayallerin içinde olan tek şey; şöyle bir arabam olsunda gerisini boşverdi. En azından benim için öyleydi. Ne çok kötüydü o dönemler ne de çok şahane. Tam kıvamında yaşadık 90′lı yılları. İstanbul’da yaşamanın lanetliğiyle de birkaç arkadaş hariç, çoğu arkadaşımızla görüşemez olduk. Yolda karşılaşsak tanıyamayacağımız şekilde bir görüşmemek! O zamanlar ölümüne kankalıklar, hiç ayrılmayacağız sözleri hatta ve hatta birlikte iş kurma hayalleri bile kül olup gitmişti…
Her şeye rağmen mükemmeldi o yıllar. Benim gibi o yılları yaşamış insanlarında aynı düşüncede olduklarını biliyorum. Çocukluk… İnsan o kadar özlüyor ki… Keşke tekrar çocuk olabilsek ya da çocuklarımızla o yılları az da olsa tekrar yaşayabilsek…
Çok güldüm ben buna ya =)

